E-ÖĞRENME

Günümüz dünyasında, eğitim ve öğretimin önemi daha da artmış durumdadır. Firmalar,
eğitim kurumları ve devletler, bilgi toplumunun en önemli kaynağı olan beşeri sermayesini
niteliğini arttırmak amacıyla yoğun biçimde çalışmalarda bulunmaktadır. Bununla birlikte,
teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, eğitim ve öğretim alanında yeni araçların ve tekniklerin
ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Başta internet olmak üzere bazı genel amaçlı teknolojilerin
eğitim alanında kullanılmasıyla birlikte, e-öğrenme adı verilen bir öğrenme yolu ortaya çıkmış ve
hızlı bir gelişme göstermiştir. Bu çerçevede, çalışma içerisinde e-öğrenme kavramı, e-öğrenme
sistemleri çatısı ve uygulamaları ile sistemin etkin bir biçimde işleyebilmesi için gerekli olan
öğrenme yönetim sistemi değerlendirilecektir. E-öğrenmenin avantaj ve dezavantajları da
çalışmanın kapsamı dahilinde bulunmaktadır.

1. Giriş
Birçok gelişmiş ülkenin Bilgi Toplumu aşamasına geçtiği günümüzde,
sürdürülebilir büyümeyi devam ettirebilmek için eğitimin taşıdığı önem çok daha iyi
anlaşılmış bulunmaktadır. Birçok gelişmiş ülke, beşeri sermayelerini geliştirmek ve bu
sayede hızla büyüyebilmek amacıyla eğitim harcamalarını büyük oranda artırmıştır.
Bununla birlikte, enformasyonun kolay, hızlı ve düşük maliyetle akışına olanak sağlayan
ve enformasyon ve iletişim teknolojileri adı verilen genel amaçlı teknolojilerdeki
gelişmeler, eğitim kurumları ve öğrenim görmek isteyenler açısından yepyeni fırsatlar
sunmakla birlikte, eğitim sektörü üzerinde oldukça büyük etkiler yaratmaya başlamış
bulunmaktadır. İnterneti de kapsayan enformasyon ve iletişim teknolojilerinin eğitim
faaliyetlerinde ortaya çıkarmış olduğu en önemli etkilerden biri, bilgisayar ağları ve
internet üzerinden yürütülen yeni bir öğrenme yolu olan e-öğrenmedir.
2. E-öğrenme
Yeni teknoloji ve telekomünikasyon araçlarındaki hızlı teknolojik ilerlemeler
eğitim almak ve sunmak isteyen kurumlar için yeni fırsatlar ortaya çıkarmaktadır.
1980’lerin sonunda ortaya çıkan WWW (World Wide Web), enformasyonun
paylaştırılması ve ulaştırılması açısından yaygın bir araç haline gelmiştir. WWW
teknolojisinin potansiyeli, sadece öğrenmeyi sunmak için alternatif bir metot olmasından
ötedir. Bunun yanında WWW, öğrenme ve öğretmenin yenilik taşıyan formlarını da
ortaya çıkarmıştır (Ghaoui ve Taylor, 2000: 337).
Diğer taraftan, firmalar, organizasyonlar ve hükümetler global ölçekte, sahip
oldukları işgücünün yetenek ve becerisini artırmak için daha etkin ve daha dinamik yollar
aramaktadırlar. E-öğrenme, internetin en hızlı organizasyonel kullanımlarından biri
olarak ortaya çıkmaktadır. E-öğrenme aynı zamanda, kariyer geliştirme eğitimini de
içermekte, işgücünün tüm eğitim alanlarına, yeni işgücü programlarına
uygulanabilmesiyle de önemli bir avantaj yaratmaktadır (Harun, 2002: 303).
Yeni öğrenme teknolojisinin en karakteristik özelliği, devamlı/hızlı bir şekilde
değişmesi ve gelişmesidir. Ders kitabı ve kara tahta gibi geleneksel öğretme araçlarının
gelişimi yüzlerce yıl sürmesine karşın, yeni teknolojilerin ortaya çıkması 10 yıldan daha
az bir zaman diliminde gerçekleşmiştir (Short, 2002: 2).
Khan (2001), Web-tabanlı öğrenmeyi, internet-tabanlı eğitimi, ileri dağıtılmış
öğrenmeyi, web-tabanlı eğitimi, online öğrenmeyi ve açık/esnek öğrenmeyi, e-öğrenme
ile eşanlamlı olarak görmektedir (Forman v.d. , 2002: 77). E-öğrenme, internet/intranet ya
da bir bilgisayar ağı bulunan platform üzerinden sunulan Web-tabanlı bir eğitim sistemiolarak tanımlanabilmektedir (Aytaç, 2000: 1). NCSA e-öğrenme grubuna göre, e-
öğrenme öncelikli olarak elektronik araçlarla dağıtılan ve kolaylaştıran bilginin
kullanılması ve edinilmesi olarak tanımlamıştır. Bu tür bir öğrenme, günümüzde ağlara
ve bilgisayarlara dayanırken, gelecekte kablosuz sistemler, uydular ve hücresel telefonlar
e-öğrenme için temel araçlar haline gelecektir (NCSA, 2000: 5).
E-öğrenme ve geleneksel öğrenme yapı bloklarının gösterildiği aşağıdaki şekil
metodolojik olarak e-öğrenme ile geleneksel öğrenme arasındaki temel benzerlik ve
farklılıkları göstermektedir. E-öğrenme ve sınıf tabanlı öğrenme arasındaki temel
farklılık, eğitimin aktarıldığı vasıtadır. Aslında bu çok temel bir farklılıktır. Geleneksel
öğrenmede, öğreten, öğrenme ortamını uyarlayarak, gerektiğinde değiştirerek tümüyle
kontrol edebilir. Geleneksel öğrenmede, öğretmenin yeteneği, kişiliği, niteliği, öğrenme
çehresine uyumu ve ders materyali yaratması, öğrenme-öğretme performansını
etkilemektedir.
E-öğrenmede, öğreten ile öğrenen siber uzay tarafından ayrılmışlardır. Öğrenme
çehresini uyarlama ve değiştirme artık mümkün değildir. Bu durum, içerik bloğunu çok
önemli bir blok durumuna getirmektedir. Yeni teknolojinin benzer olduğu durumda
içerik, etkin bir e-öğrenme girişimi ile etkin olmayan bir e-öğrenme arasında farklılığı
ortaya koyan tek unsur olmaktadır (Hamid, 2002: 312).

IDC (International Data Corporation)’nin raporuna göre, ABD’de e-öğrenme
pazarına 2002 yılında 2.2 milyar $ yatırım yapılmıştır. Bu alana yapılan yatırımın 2004yılında 23 milyar $’ı aşması beklenmektedir. Ayrıca, ABD’de ortaokul-üstü eğitim
kurumlarının e-öğrenme deneyimlerinde hızlı bir artış göze çarpmakta, bazı eğitim
kurumları tüm seviyelerdeki programlarını uzaktan eğitim yoluyla sunmaktadır.
Peterson’un Kolej Kılavuzu’ndaki kolejlerden 93 tanesi, 1993 yılında online eğitim
sunarken, 1997’de online eğitim sunan kolej sayısı 800’e ulaşmıştır (Pituch ve Lee, 2004:
2). Diğer yandan, ABD’deki trend, 1998 yılında % 31 olan elektronik öğrenme oranının,
2007 yılında % 90’a ulaşacağını göstermektedir (Forman v.d., 2002: 80).
ABD Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi ( The National Center for Educational
Statistics), ABD’de yüksek okul mezunlarının 1995’teki 2.5 milyonluk seviyesinden
2008’de 3 milyona yükseleceğini ve yıllık ortalama büyümenin % 1.4 olacağını
öngörmektedir. Diğer bir taraftan, IDC uzaktan eğitim alanların sayısının 2002 yılında 2.2
milyona ulaşacağını ve 1998 yılından itibaren 4 yıllık süreçte ortalama büyüme oranının
% 30.7 olacağını tahmin etmektedir. Bu durum, e-öğrenmeye önemli bir talebin olduğunu
göstermektedir (Cheong, 2002: 345).
3. E-öğrenme Sistemleri Çatısı ve E-öğrenme Uygulamaları
Aşağıdaki şekilde yer alan model, yapılardan birini tanımlamaktadır. Kavramsal bir
model olan bu model, değişik modüller arasındaki bilgi akışını ve bağlantıları
göstermenin yanında, öğrenme değer zincirindeki ara işlemler arasındaki etkileşimi de
göstermektedir. Bu sistem, sistematik şekilde e-öğrenme sistemlerini tasavvur eden ve
aynı zamanda üçüncü grup uygulamaların ve içeriğin yönetimini sürdüren
organizasyonlar açısından bir araç ve örnek niteliği taşımaktadır (Ismail, 2002: 331-332).
Sistem yapısı organizasyon tarafından benimsendikten sonra, bir sonraki aşama
geliştirilecek veya edinilecek olan gerçek uygulamaları tanımlamaktır. Aşağıda yer alan
şekilden görüldüğü üzere, öğrenme yönetimi, öğrenme sistemleri çatısının tek unsuru
değildir. Mevcut çatı içerisinde yer alan diğer unsurlar; öğrenme içerik dizayn sistemi,
öğrenme içerik yönetim sistemi ve son olarak da öğrenme destek sistemidir.
E-öğrenmeyi yerine getirmek için yapılan tüm çabalar, sonuçta öğrenme yönetim
sistemi adı verilen, öğretme ve öğrenme işlemlerinin toplu olarak otomasyonunu sağlayan
ve kolaylaştıran bir yazılım aracılığıyla mümkün olmaktadır (Govindosamy, 2002: 288).
Bu sistem sayesinde öğrencilerin sisteme kayıtları yapılmakta, not durumları ve başarıları
değerlendirilmektedir. Diğer yandan Rosenberg (2001), e-öğrenme uygulamalarında
başarıyı yakalayabilmek için altyapının ve teknolojinin dikkate alınması gerektiğini
belirtmektedir. Herhangi bir e-öğrenme stratejisi, internete yeterli ulaşım yoksa başarısız
olma durumuyla karşı karşıyadır. Bununla birlikte, kullanılan bağlantının düzeyi/hızı ve öğrenme platformu, mutlak suretle göz önünde bulundurulmalıdır. Öğrenme yönetim
sistemi göz önünde bulundurulması gereken bir unsur olması yanında, işveren ve
çalışanları yönetmeyi mümkün kılması ve öğrenme sürecini değerlendirme açısından da
gereklidir (Sanderson, 2002: 187).
E-öğrenme sistemi içerisinde yer alan diğer uygulamalarda, e-öğrenme faaliyetinin
başarıya ulaşması için oldukça gereklidir. Bu çerçevede, öğrenme dizayn sistemi, içerik
üreticilerinin eğitsel olarak güvenli öğrenme programlarını analiz etmelerini sağlamakla
birlikte, planlama ve proje yönetim olanağı sunmaktadır. Öğrenme içerik yönetimi
sisteminin öncelikli rolü ise, öğrenme içeriğini yaratmak ve sürdürmek için işbirlikçi
yönetim ortamı sağlamasıdır. Konu içeriği uzmanı ve içerik geliştiricisi, öğrenme içerik
yönetim sistemini, içeriği geliştirmek için kullanırken, aynı zamanda medya geliştiricisi,
içeriğe etkileşimli materyal ve multimedya unsurları katabilir. Son aşamada ise editör,
öğrenme içerik sistemini, önerilen konuyu gözden geçirmek ve kabul etmek için kullanır.

Öğrenme destek sistemi ise, öğretme ve öğrenme aktivitelerini desteklemek için
Web-tabanlı bir ortam olarak tanımlanabilir. Bir eğitmenin bakış açısıyla öğrenme destek
sistemi, öğrenen grubunu destekleyen ve yöneten bir araç olarak görülebilir. Öğrenenin
bakış açısına göre, öğrenme destek sistemi, eğitmen tarafından hazırlanan müfredata
ulaşmayı sağlamaktadır. Öğrenme materyaline ek olarak öğrenme destek sistemi,
öğrencilerin kullanımına, tartışma, eşanlı mesajlaşma gibi işbirlikçi araçlar setini
sunmaktadır. Diğer yandan öğrenme destek sistemi, kısa sınavların (quiz), testlerin ve
diğer değerlendirme formlarının ulaştırılması amacıyla da kullanılabilir (Ismail, 2002:
333-335).

4. E-öğrenmenin Avantajları
Beklendiği üzere e-öğrenme, birçok yönden sınıf tabanlı öğrenmeden
farklılaşmaktadır. Bu nedenle sınıf tabanlı öğrenmeyi, e-öğrenmeye dönüştürmek ve
dönüşümü etkin ve ekonomik bir şekilde gerçekleştirmek doğru planlamayı, izlemeyi ve
kontrolü içeren kompleks çabalar bütününü gerektirmektedir. E-öğrenmenin avantajları
dezavantajlarını aşmadığı durumda, hem eğitim kurumları hem de öğrenenler açısından e-öğrenmeye dönüşüm etkin bir çözüm olamamaktadır (Cantoni v.d., 2004: 336).
E-öğrenmenin avantajları aşağıdaki gibi sıralanabilir:
• İnternet üzerinden öğrenme, fiziksel sınıf ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır.
Öğrenenler derse katılmak için sınıfa gitmek zorunda kalmamaktadırlar. E-öğrenme,
sadece e-öğrenmeyi sunan kurumun internet sitesine ulaşma ve kayıt olmayı
gerektirmektedir. Diğer yandan, e-öğrenmenin sunduğu internetten online materyallere
ulaşma kolaylığı, trafik problemini bir ölçüde ortadan kaldırmakta, park sorununu
hafifletmekte ve daha da önemlisi hava kirliliği üzerinde hissedilir olumlu etkiler
yaratmaktadır (Cheong, 2002: 341).
• Cd-Rom eğitimiyle karşılaştırıldığında, Web-tabanlı eğitimin faydası, içeriğe
kolaylıkla ulaşılmasından ve herhangi bir fiziksel materyalin dağıtılmasına gerek
duyulmamasından kaynaklanmaktadır (Kruse, 2004: 1).
• Öğrenenler, e-öğrenme vasıtasıyla evlerinde stressiz bir şekilde öğrenme
faaliyetinde bulunabilirler. Bununla birlikte, istedikleri anda istedikleri yerde büyük on-
line kütüphanelere ulaşabilirler. Hücresel modemlerin popüler olmasıyla birlikte,
öğrenenler geleneksel telefon hattı ve ağ bağlantısı olmayan yerlerde bile öğrenme
faaliyetinde bulunabilirler (Kruse, 2004: 1).
• E-öğrenme coğrafi özgürlüğü ve geçici özgürlüğü sağlamaktadır. Öğrenen, e-
öğrenme faaliyetinde bulunurken kendine en uygun zamanı belirler. Öncelikli olarak işine
gidebilir, daha sonra evine gelip ev işlerini düzenleyip e-öğrenme aşamasına geçebilir
(Cheong, 2002: 341).
• E-öğrenme daha hızlı ve etkin öğrenmeyi sağlamaktadır. Hatırlama oranı kitap
okumada %20 iken, bu oran çoklu etkileşimli öğrenmede %40’a kadar çıkabilmektedir
(Aytaç, 2000: 1). E-öğrenme, içerik (resimler, sesler, yazı çalışmaları) çeşitlendirerek,
dikkati canlı tutan etkileşimler yaratarak, hızlı geribildirim sağlayarak ve diğer e-
öğrenenlerle ve e-öğretenlerle etkileşimi teşvik ederek (sohbet odaları, tartışma tahtası, e-
mail) bilgilerin zihinde tutulma oranını arttırmaktadır (Cantoni v.d., 2004: 336).
• E-öğrenenler, kendi ihtiyaçlarına göre öğrenme materyallerini
özelleştirebilirler. Bu, öğrencilere öğrenme sürecini daha fazla kontrol edebilme olanağı
sunarken, eğitimci-yönetimli öğrenmeye göre materyali daha iyi ve daha hızlı öğrenmeyi
mümkün kılmaktadır. Ayrıca e-öğrenmede, öğrenen istemediği konuyu atlayabilir.
• E-öğrenme, öğrenenlere olduğu kadar öğretmenlere de büyük esneklik
sunmaktadır. Öğretmen, internet bağlantısının mevcut olduğu durumlarda, sorular
sorabilir, öğrencilerle sohbet edebilir ve öğrencilerin sorularını cevaplayabilir (Cheong;
2002: 342).

• E-öğrenme maliyet avantajı getirmektedir. Günümüzde hemen hemen tüm
bilgisayarlarda modem ve ücretsiz bir tarayıcı (browser) bulunmaktadır. Bu durum,
sistem kurulumunu göreceli olarak düşürmektedir (Kruse, 2004: 1). Ayrıca yapılan
çalışmalar kurumların, e-öğrenme ile maliyetlerinde %30-%70 arasında kaynak tasarrufu
yapabildiklerini ortaya koymuştur (Aytaç, 2000: 1-2).
5. E-öğrenmenin Dezavantajları
E-öğrenme, öğrenme açısından birçok avantaj sağlamasına karşın bazı
dezavantajlara da sahip bulunmaktadır (Iowa State University, 2005: 1):
• E-öğrenme materyallerinin geliştirilmesi yüksek maliyetlere yol açabilir.
Özellikle sanal zenginliği arttırılmış içeriğin (resimler, videolar, animasyonlar v.b.)
geliştirilmesi çok maliyetli olabilir (Contoni v.d, 2004: 336).
• Öğrenenler, öğretmenden ve sınıf arkadaşlarından yalıtılmış olma hissine
kapılabilirler. Çünkü siber uzay, öğrenen ile öğreten ve diğer öğrenenler arasındaki
fiziksel etkileşimi ortadan kaldırmaktadır.
• El çalışmaları ve laboratuar uygulamalarının, sanal sınıflarda benzetiminin
(simülasyon) yapılması oldukça güçtür. Bu durum özellikle fen bilimleri alanında e-
öğrenme faaliyetine katılmak isteyenler açısından olumsuz bir durumdur.
• Bilgisayar dosyalarının yönetimi ve online öğrenme yazılımının kullanımı
başlangıç seviyesinde bilgisayar bilgisine sahip olan öğrenciler için karmaşık gelebilir.
• E-öğrenme daha fazla sorumluluk ve öz disiplin gerektirmektedir. Öğrencilerin
düşük motivasyona ve kötü çalışma alışkanlıklarına sahip olmaları durumunda e-öğrenme
uygulamalarında başarı oldukça düşmektedir. Bu durum, e-öğrencinin bazı özelliklere
sahip olması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
• E-öğrenen, neyi ve nasıl çalışacağına karar verme yeteneğine sahip olmalıdır.
E-öğrenci, çalışma saatlerini dikkatli bir şekilde planlama becerisine sahip olmalı,
çalışma ve sosyal yaşam gibi diğer taleplerini hesaba katmalıdır. E-öğrenen, soru sorma,
teori ve pratiği değerlendirme becerisine sahip bulunmalıdır. E-öğrenenler,
anlayamadıkları veya pekiştirmeyi gerekli gördükleri bir konuyla ilgili olarak,
öğretmenlerine ve diğer arkadaşlarına e-mail ya da sohbet odaları gibi yollarla soru
sormaktan çekinmemelidirler. E-öğrenciler, öğrenim saatlerini belirlerken kendileri için
en uygun olan ve çalışmalarının kesilmeyeceği saatleri seçebilmelidirler (Forman v.d.,
2002: 80-Meslekeğitimleri.com, 2005: 1).
Bununla birlikte, e-öğrenme açısından çözülmesi gereken bazı temel problemler
bulunmaktadır. Problemlerden bir tanesi teknik bir problem niteliğindedir ve birkaç yıl
içerisinde bant genişliklerinin artması ve ağ bağlantısının, telefon kadar yaygın kullanıma ulaşmasıyla ortadan kalkabilecek bir sorundur. Öğrenciler web bağlantılarını, diğer
öğrencilere mail atarak, yorum göndererek, mesaj tahtalarına ulaşarak kullanmaktadırlar.
Yüksek hızlı bağlantılarının ortaya çıkışı ve gelişmiş konferans yazılımlarıyla birlikte,
gelecekte öğrenciler, tam ekran video aracıyla dünya genelindeki tüm öğrencilerle gerçek
zamanlı iletişime geçebileceklerdir (Kruse, 2004: 2).
Geleneksel olarak, bir profesörün ders materyali, onun fikri mülkiyet hakkı
durumundadır. Buna karşın bir üniversitenin binlerce dolar harcayıp ürettiği online dersin
sahipliği ise oldukça farklı bir nitelik arz etmektedir. Bu durum e-öğrenme materyalleri
için fikri mülkiyet hakları sorununu ortaya çıkarmaktadır (U.S. Department of
Commerce, 2002: 63-Kennedy, 2002: 93).
6. Sonuç
E-öğrenme, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin sürdürülmesi açısından avantajlar
taşımasına karşın, bazı dezavantajlara da sahiptir. Özellikle teknik desteğin kısıtlı olması
durumunda, bilgisayarlar ve internet, eğitim kalitesinin iyileştirilmesine yeterli katkıyı
yapamamaktadır. Bu açıdan, teknoloji harcamaları, donanım, yazılım ve ağ bağlantısı gibi
altyapı yatırımları ile sistemin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli olan teknik
destek arasında denge gözetilerek yapılmalıdır. Bununla birlikte, öğrenciler ve
öğretmenler bilgisayarların ve internetin pedagojik amaçlarla kullanılabilmesi için
eğitilmelidir.
E-öğrenme, birçok kişi tarafından sınıf tabanlı öğrenmeye alternatif olarak
düşünülmektedir. Buna karşın, teknolojinin olanaklarından faydalanan e-öğrenme, sınıf
tabanlı öğrenmeyi tamamlayıcı bir şekilde kullanılırsa, çok daha verimli sonuçlara
ulaşılacaktır. E-öğrenme eğitim yatırımları düşük seyreden gelişmekte olan ülkelerin
eğitim sistemleri açısından da önemli bir potansiyel barındırmaktadır. E-öğrenmenin
eğitim kalitesini arttırmadaki potansiyelini kullanabilmek; bu ülkelerde ulusal bir eğitim
politikası belirlenmesine ve teknolojiyi ve sunduğu olanakları da içeren, bir eğitim
reformu yapılmasına bağlı bulunmaktadır.
Türkiye açısından ise e-öğrenme oldukça yeni bir olgudur. Buna karşın, Türk
eğitim sistemi, 21. yüzyılın gereklerini yerine getirmek için gerekli olan, yetişmiş nitelikli
insan gücünü eğitmek için bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu olanaklardan en üst
seviyede yararlanmak durumundadır. Bu durum yeni teknolojilere bağlı, yeni öğrenme
yöntemlerinin eğitim alanındaki önemini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, eğitim
alanındaki modernleşme, diğer alanlardaki gelişmeler için yeni fırsatlar yaratabilir.

KAYNAKÇA
Aytaç, Tufan (2000), “Geleceğin Öğrenme Biçimi: E-Öğrenme”, Bilim ve Aklın
Aydınlığında Eğitim Dergisi, http://www.yayim.meb.gov.tr/yayimlar/sayi35/aytac.htm.
Cantoni, Virginio v.d. (2004), “Perspectives and Challenges in e-Learning: Towards
Natural Interaction Paradigms”, Journal of Visual Languages and Computing, 15 (2004), s. 333-
345.
Cheong, Seong Chew (2002), “E-learning-a Providers Prospective”, Internet and Higher
Education, 4 (2002), s. 337-352.
Forman, Dawn v.d. (2002), “E-learning and Education Diversity”, Nurse Education Today,
22, s. 76-82.
Ghaoui, Claude ve M. J. Taylor (2000), “Support for Flexible e-Learning on the WWW: A
Special Issue”, Journal of Network and Computer Applications, 23 (2000), s. 337-338.
Govindasamy, Thavamalar (2002), “Successful Implementation of e-Learning: Pedagogical
Consideration”, Internet and Higher Education, 4 (2002), s. 287-299.
Hamid, Abdul Azma (2002), “e-Learning: Is it the “e” or the Learning that Matters?”,
Internet and Higher Education, 4 (2002), s. 311-316.
Harun, Hishamuddin Mohd (2002), “Integrating e-Learning into the Workplace”, Internet
and Higher Education, 4 (2002), s. 301-310.
Iowa State University (2005), “Advantages and Disadvantages of e-Learning”,
http://www.dso.iastate.edu/dept/asc/elearner/advantage.html.
Ismail, Johan (2002), “The Design of E-learning System: Beyond the Hype”, Internet and
Higher Education, 4 (2002), s. 329-336.
Kennedy, Gabriela (2002), “E-learning: Intellectual Property Issues in E-learning”,
Computer Law & Security, Vol.18, No.2, s. 91-98.
Kruse, Kevin (2004), “Using the Web for Learning: Advantages and Disadvantages”,
http://www.e-learningguru.com/articles/art1_9.htm.
Meslekeğitimleri.com. (2005), http://www.meslekegitimleri.com/sau/02.eogrenme.htm.
NCSA (2000), “e-Learning-A Review of Literature”, NCSA Knowledge and Learning
System Group, http://www.learning.ncsa.uiuc.edu/papers/elearnlit.pdf.
Pituch, Keenan ve Yao-kuei Lee (2004), “The Influence of System Characteristics on e-
Learning Use”, Computers & Education, (Baskıdaki Makale), http://www.sciencedirect.com.
Rosenberg, Marc J. (2001), E-Learning: Strategies for Delivering Knowledge in the Digital
Age, McGraw-Hill Companies, New York.
Sanderson, Elizabeth Paula (2002), “E-Learning: Strategies for Delivering Knowledge in
the Digital Age”, Book Review, Internet and Higher Education, 5 (2002), s. 185-188.

Short, N. (2002), “The Use of Information and Communication Technology in Veterinary
Education”, Research in Veterinary Science, 72 (2002), s. 1-6.
U.S. Department of Commerce (2002), Digital Economy 2002, http://
http://www.esa.doc.gov/pdf/DE2002r1.pdf.

Yorum bırakın